Tiyatral ne demek ?

Sinan

New member
**Tiyatral Ne Demek? Bilimsel Bir Yaklaşım**

Tiyatro, sadece sahnede bir oyun izlemekten çok daha fazlasıdır. Bir tiyatro gösterisi, sanatın ve kültürün birleştiği, düşüncelerin ve duyguların sahnede canlandığı bir alanı ifade eder. Tiyatral olmak, aslında bir şeyin performatif, gösterişli ve dramatik olma durumunu içerir. Ama bu ne anlama gelir? **Tiyatral** kelimesi tam olarak neyi ifade eder ve hangi bağlamlarda kullanılır? Bugün, bu terimi bilimsel bir yaklaşımla ele alacak, tiyatro ile ilişkisini, tarihsel kökenlerini ve günümüzdeki anlamını inceleyeceğiz.

### Tiyatralın Tanımı ve Anlamı

Tiyatral kelimesi, köken olarak **Fransızca** "théâtral" kelimesine dayanır ve "tiyatroya ait" veya "tiyatral" anlamına gelir. Türkçeye bu şekilde geçmiş olan kelime, tiyatro ile ilişkilendirilmiş bir dizi performans, estetik öğe ve anlatı biçimini ifade eder. Tiyatral kelimesinin temel anlamı, bir şeyin sahneye konulmuş veya bir performans sanatına dair olan tüm özellikleri taşımasıdır. Bir başka deyişle, dramatik bir öğe taşıyan, aşırı veya belirgin bir biçimde göz alıcı, sahneye yönelik olan her şey **tiyatral** olarak nitelendirilebilir.

Tiyatrallık, daha geniş anlamda bir durumun veya olayın olağan dışı, gösterişli ve dikkat çekici bir biçimde sunulması olarak da tanımlanabilir. Bu gösteriş, bir dramada, komedide ya da bir konuşmada, izleyiciye duygusal etki uyandırmak için kullanılan bir yöntem olabilir. Tiyatroda kullanılan *gestus*, *mizansen* ve *performans* gibi unsurlar da tiyatral olanın temel bileşenleridir.

### Tiyatralın Temel Özellikleri: Performans, Gösteriş ve Anlatı

Tiyatral kelimesi, yalnızca tiyatro oyunlarında kullanılan bir terim değil, aynı zamanda gösterişli ve dramatik olan herhangi bir eylemi tanımlamak için de kullanılabilir. Fakat bu, sadece estetik bir kaygıdan çok daha fazlasıdır. Tiyatral olan, toplumsal bir anlam taşıyan ve belirli bir amaca yönelik olarak oluşturulmuş bir etkileşimdir.

**1. Performans ve Gösteriş:**

Tiyatral olmak, genellikle bir tür performans sanatına işaret eder. Bir tiyatro oyununda, oyuncuların sahnede sergilediği performanslar, izleyicinin duygu ve düşüncelerini yönlendirmek için dikkatle yerleştirilir. Bu performans, bir anlamı, duyguyu ya da toplumsal bir durumu vurgulamak için aşırıya kaçan bir biçimde tasarlanmış olabilir. Örneğin, oyuncuların büyük jestlerle veya yüksek sesle konuşmaları, durumu dramatize ederek izleyicinin dikkatini çeker. Bu, bazen "tiyatrality" olarak adlandırılır.

**2. Anlatı ve İçerik:**

Tiyatral bir yapımda anlatı, genellikle belirgin bir şekilde öne çıkar. Bir olayın, karakterin ya da durumun abartılı bir biçimde sunulması, izleyicinin duygusal tepki vermesini sağlamak için yaygın bir yöntemdir. Tiyatral bir gösterinin içeriği, genellikle sıradan olayların ötesine geçer, toplumsal anlamlar taşır ve insan psikolojisinin derinliklerine inmeye çalışır.

Örneğin, **Bertolt Brecht**'in tiyatro anlayışında mizansen ve anlatı arasındaki ilişki önemli bir yer tutar. Brecht, izleyiciye duygusal bir etki yaratmak yerine, onları düşünmeye sevk etmeyi hedeflemiş ve tiyatral teknikleri kullanarak izleyicinin oyunla ilişki kurmasını sağlamıştır. Yani, tiyatral olmak, yalnızca izleyiciyi etkilemek için bir araç değil, aynı zamanda izleyiciyi düşünmeye iten bir etkileşim alanıdır.

### Tiyatralın Toplumsal Cinsiyet ve İktidar İlişkileriyle İlişkisi

Tiyatral olmak sadece estetik bir gösteriden ibaret değildir; aynı zamanda toplumsal cinsiyet, sınıf ve iktidar ilişkilerini de barındırır. Bir olayın tiyatral bir şekilde sunulması, genellikle toplumsal normların ve güç dinamiklerinin bir yansıması olabilir. Bu bağlamda, tiyatral öğelerin toplumsal cinsiyet, sınıf ve ırk gibi faktörlerle nasıl iç içe geçtiğini analiz etmek oldukça önemlidir.

**Kadınların ve Erkeklerin Farklı Tiyatral Yaklaşımları:**

Kadınların tiyatroda daha duygusal ve ilişkisel yaklaşımlar sergileyebileceğini söylemek, genellemeye dayalı bir yaklaşım olabilir. Ancak, toplumsal yapıların etkisiyle tiyatroda kadın karakterlerin genellikle daha duygusal, empatik ve toplumsal ilişkilere odaklı olmasından bahsedilebilir. Erkek karakterler ise genellikle daha çözüm odaklı, stratejik ve bireysel olarak sahnede varlık gösteren figürler olarak karşımıza çıkabilir.

Bu ayrımlar her zaman geçerli değildir, fakat tiyatronun tarihsel bağlamında **erkeklerin** genellikle güç, başarı ve strateji üzerine kurulu anlatılarda ön planda olduğu söylenebilir. **Kadınların** ise genellikle duygusal çatışmalar, ilişkisel meseleler veya toplumsal baskılara dair anlatılarda daha fazla yer aldığı gözlemlenebilir.

Birçok feminist tiyatrocu, özellikle **Judith Butler**'ın "cinsiyet performansı" teorisine dayalı olarak, toplumsal cinsiyetin tiyatroda, davranışlarımızla, duruşlarımızla ve sözcüklerimizle nasıl oluşturulduğuna dair eleştiriler sunmuştur. Mizansen, kostümler ve oyuncuların yerleşimleri bu toplumsal yapıları ve cinsiyet normlarını yansıtmak için önemli araçlar olabilir.

### Tiyatralın İktidar ve Toplumsal Yapılarla İlişkisi

**Michel Foucault** gibi düşünürler, iktidarın toplumsal yapılar aracılığıyla nasıl içselleştirildiğini ve normalleştirildiğini ele almışlardır. Tiyatral bir performans da, bu iktidar ilişkilerinin ve normların izleyicinin zihnine nasıl yerleştiğini anlamamıza yardımcı olabilir. Bir tiyatro gösterisinde kullanılan mizansen, ışıklandırma ve mekân düzeni, genellikle bir toplumdaki iktidar yapılarının bir yansımasıdır. Bu yapılar, izleyiciye doğrudan, dolaylı olarak gösterilebilir.

### Sonuç: Tiyatralın Toplumsal Etkileri ve Sınırları

Tiyatral olmak, yalnızca bir estetik tercihten ibaret değildir. Aynı zamanda toplumsal normların, cinsiyet ilişkilerinin ve iktidar yapılarını yansıtan güçlü bir araçtır. Tiyatroda mizansen, performans ve anlatının birleşimi, toplumsal yapıları ve ilişkileri dramatize edebilir. Ancak, bu tiyatral gösterimlerin her zaman bir toplumsal eleştiri yaratması gerektiği de söylenemez. Toplumsal normlara karşı duyarlı bir tiyatro üretimi, sahnede kullanılan her öğe ile izleyiciyi düşünmeye sevk edebilir.

**Tiyatral unsurlar, tiyatronun sadece bir gösteri olmadığını, aynı zamanda toplumsal yapıları eleştirebilecek bir alan olduğunu gösteriyor. Sizce, günümüz tiyatrosunda toplumsal eleştiriyi barındıran bir mizansen yaratmak daha kolay mı, yoksa daha zorlu bir süreç mi?**
 
Üst