TMK 168. Madde: Modern Hukukun Derin Çelişkileri ve Toplumsal Eşitsizlik Yaratması
Merhaba forumdaşlar,
Bugün hepimizi derinden etkileyen ve toplumsal yapımızı şekillendiren bir yasal düzenlemeyi masaya yatırmak istiyorum: Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi. Bu madde, özellikle boşanma ve eşya paylaşımı konularında önemli bir yer tutuyor ve birçoğumuzun hayatında doğrudan etkili olabilecek bir düzenlemeyi içeriyor. Ama ben bu yazıyı, hukukçu gözlüğüyle değil, toplumsal bir perspektifle yazmak istiyorum. Şunu net bir şekilde dile getireyim: TMK 168’in arkasındaki düşünce yapısına karşı ciddi eleştirilerim var ve sizlerin de bu konuya dair güçlü görüşlerini duymak istiyorum.
Peki, TMK 168 nedir? Bu madde, boşanma sonrası eşler arasında, evlilik süresince edinilen malların paylaşımını düzenler. Ama burada dikkat çeken önemli bir nokta var: Eşler arasında malların paylaşımı yapılırken, hangi malın hangi eşe ait olduğu konusunda oldukça karmaşık bir düzenlemeye gidiliyor. Her şeyden önce, bu düzenleme, evlilik içindeki güç dengesizliğini göz ardı ediyor gibi görünüyor. Kadınların ekonomik olarak güçsüzleştirilmesi, boşanma sonrası yaşadıkları zorluklar, bu yasanın aslında toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğinin bir kanıtı olabilir mi? İşte bu soruya yanıt arayacağız.
Yasanın Temel Amacı ve Uygulamadaki Sorunlar
TMK 168’in amacı, boşanma sonrası çiftlerin, evlilik süresince kazandıkları malları eşit şekilde paylaşmalarını sağlamaktır. Ancak burada devreye giren birinci sorun, malların paylaşımının "eşitlik" değil, "adalet" prensibi üzerinden yapılması gerektiğidir. Çünkü eşit paylaşım her zaman adaletli sonuçlar doğurmaz. Her bireyin, özellikle de kadının, evlilik sürecinde yaptığı katkı göz ardı ediliyor. Kadınlar evdeki iş yükünü büyük ölçüde sırtlanırken, erkekler ekonomik kazanç sağlamada daha fazla rol oynayabiliyor. Bu yüzden, TMK 168'in uygulaması, gerçekte, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor.
Özellikle, kadının ev içindeki rolü genellikle görmezden geliniyor. Kadın, ev işlerinde ve çocuk bakımında önemli bir yük taşırken, ekonomik olarak bu katkılar genellikle dikkate alınmıyor. Oysa kadının ev işlerine yaptığı katkı da bir değer taşıyor, ama yasalar bu değeri göz ardı ediyor. Hangi eşin "daha fazla" hakka sahip olduğu konusunda kesin çizgiler yok. Üstelik, kadınların ekonomik bağımsızlıkları kısıtlandığında, bu tür bir yasaların işlediği eşitsizlik, kadınları daha da zor durumda bırakıyor.
Hukuki Adalet mi, Sosyal Adalet mi?
TMK 168'in temel eleştirilen yönlerinden biri de, eşitlik yerine adaleti sağlamadaki eksikliğidir. Bu düzenleme, herkesin eşit pay alacağını öngörse de, eşitliğin her zaman adalet anlamına gelmediği gerçeğini göz ardı ediyor. İster istemez sorulması gereken bir soru var: "Evlilik sürecinde kadın ve erkek arasındaki ekonomik farkları dengelemek yerine, bu farkları yok saymak, gerçekten adaletli mi?" Bu sorunun cevabı, gerçekten herkesin eşit bir şekilde katkı sağladığı toplumlarda bile hala tartışmalı.
Erkekler açısından bakıldığında, TMK 168 belki de kazançları açısından daha adil görünüyordur. Ancak kadının ev içindeki rolünün genellikle göz ardı edilmesi, toplumsal eşitsizliğin derinleşmesine yol açıyor. Kadın, bazen evin geçimine katkı sağlamasa da, diğer türlü önemli bir katkıda bulunuyor. Ama bu katkı, ekonomik olarak değerlemediğinden, boşanma sonrası mal paylaşımında hak ettiği payı alamıyor. Ve bu noktada, “adalet” kavramı tamamen devre dışı kalıyor.
Kadın-Erkek Bakış Açılarının Çatışması: Strateji vs. Empati
Bir yanda, erkeklerin daha stratejik ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyebileceği, diğer yanda ise kadınların empatik ve insan odaklı yaklaşımlarının baskın olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Burada, TMK 168 gibi düzenlemelerin etkisi oldukça belirleyici. Erkekler, bir malın ekonomik değerini esas alarak, eşit paylaşımda bulunma eğilimindeyken, kadınlar daha çok ilişkilerin, evliliğin ve çocukların etkilerini göz önünde bulunduruyor. Bu bakış açıları arasında bir çatışma doğuyor. Toplum, erkek ve kadın bakış açılarını dengeleyebilmekte başarısız olduğu sürece, TMK 168 gibi yasalar, var olan eşitsizliği derinleştiriyor.
Kadınlar açısından, boşanma sonrası alacakları pay, sadece bir mal paylaşımı meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir hakkaniyet meselesidir. Fakat bu hak, çoğu zaman göz ardı edilmekte ve bir “ekonomik bağımsızlık” meselesine dönüşmektedir. Burada, yasanın amacının, kadınları toplumsal olarak daha güçlü kılmak değil, yalnızca evlilik sonrası ekonomik dengeyi sağlamak olduğu söylenebilir. Oysa toplumun gerçek ihtiyaçları göz önüne alındığında, kadının ev içindeki rolü de tanınmalı ve bu da yasalarla güvence altına alınmalıdır.
Sizce Bu Yasa Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğini Pekiştiriyor mu?
Bu yazıyı yazarken, TMK 168’in sağladığı “eşitlik” kavramının, gerçekte ne kadar adaletsiz olduğunu vurgulamak istiyorum. Evlilikte kadın ve erkeğin birbirine katkıları ne kadar farklıysa, bu farkları göz ardı eden bir yasa, toplumsal eşitsizlikleri artırmakta sadece yardımcı olabilir.
Forumda tartışmaya açmak istediğim sorular şunlar:
1. TMK 168, eşitlik yerine adalet sağlamada gerçekten başarısız mı?
2. Kadının ev içindeki katkıları ekonomik olarak nasıl değerlendirilebilir?
3. Bu yasa, boşanma sonrası kadınları ekonomik olarak daha da zayıflatıyor olabilir mi?
Bunu hep birlikte tartışalım, sizce TMK 168 gerçekten eşitliği mi sağlıyor, yoksa toplumsal eşitsizlikleri pekiştiriyor mu?
Merhaba forumdaşlar,
Bugün hepimizi derinden etkileyen ve toplumsal yapımızı şekillendiren bir yasal düzenlemeyi masaya yatırmak istiyorum: Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi. Bu madde, özellikle boşanma ve eşya paylaşımı konularında önemli bir yer tutuyor ve birçoğumuzun hayatında doğrudan etkili olabilecek bir düzenlemeyi içeriyor. Ama ben bu yazıyı, hukukçu gözlüğüyle değil, toplumsal bir perspektifle yazmak istiyorum. Şunu net bir şekilde dile getireyim: TMK 168’in arkasındaki düşünce yapısına karşı ciddi eleştirilerim var ve sizlerin de bu konuya dair güçlü görüşlerini duymak istiyorum.
Peki, TMK 168 nedir? Bu madde, boşanma sonrası eşler arasında, evlilik süresince edinilen malların paylaşımını düzenler. Ama burada dikkat çeken önemli bir nokta var: Eşler arasında malların paylaşımı yapılırken, hangi malın hangi eşe ait olduğu konusunda oldukça karmaşık bir düzenlemeye gidiliyor. Her şeyden önce, bu düzenleme, evlilik içindeki güç dengesizliğini göz ardı ediyor gibi görünüyor. Kadınların ekonomik olarak güçsüzleştirilmesi, boşanma sonrası yaşadıkları zorluklar, bu yasanın aslında toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğinin bir kanıtı olabilir mi? İşte bu soruya yanıt arayacağız.
Yasanın Temel Amacı ve Uygulamadaki Sorunlar
TMK 168’in amacı, boşanma sonrası çiftlerin, evlilik süresince kazandıkları malları eşit şekilde paylaşmalarını sağlamaktır. Ancak burada devreye giren birinci sorun, malların paylaşımının "eşitlik" değil, "adalet" prensibi üzerinden yapılması gerektiğidir. Çünkü eşit paylaşım her zaman adaletli sonuçlar doğurmaz. Her bireyin, özellikle de kadının, evlilik sürecinde yaptığı katkı göz ardı ediliyor. Kadınlar evdeki iş yükünü büyük ölçüde sırtlanırken, erkekler ekonomik kazanç sağlamada daha fazla rol oynayabiliyor. Bu yüzden, TMK 168'in uygulaması, gerçekte, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor.
Özellikle, kadının ev içindeki rolü genellikle görmezden geliniyor. Kadın, ev işlerinde ve çocuk bakımında önemli bir yük taşırken, ekonomik olarak bu katkılar genellikle dikkate alınmıyor. Oysa kadının ev işlerine yaptığı katkı da bir değer taşıyor, ama yasalar bu değeri göz ardı ediyor. Hangi eşin "daha fazla" hakka sahip olduğu konusunda kesin çizgiler yok. Üstelik, kadınların ekonomik bağımsızlıkları kısıtlandığında, bu tür bir yasaların işlediği eşitsizlik, kadınları daha da zor durumda bırakıyor.
Hukuki Adalet mi, Sosyal Adalet mi?
TMK 168'in temel eleştirilen yönlerinden biri de, eşitlik yerine adaleti sağlamadaki eksikliğidir. Bu düzenleme, herkesin eşit pay alacağını öngörse de, eşitliğin her zaman adalet anlamına gelmediği gerçeğini göz ardı ediyor. İster istemez sorulması gereken bir soru var: "Evlilik sürecinde kadın ve erkek arasındaki ekonomik farkları dengelemek yerine, bu farkları yok saymak, gerçekten adaletli mi?" Bu sorunun cevabı, gerçekten herkesin eşit bir şekilde katkı sağladığı toplumlarda bile hala tartışmalı.
Erkekler açısından bakıldığında, TMK 168 belki de kazançları açısından daha adil görünüyordur. Ancak kadının ev içindeki rolünün genellikle göz ardı edilmesi, toplumsal eşitsizliğin derinleşmesine yol açıyor. Kadın, bazen evin geçimine katkı sağlamasa da, diğer türlü önemli bir katkıda bulunuyor. Ama bu katkı, ekonomik olarak değerlemediğinden, boşanma sonrası mal paylaşımında hak ettiği payı alamıyor. Ve bu noktada, “adalet” kavramı tamamen devre dışı kalıyor.
Kadın-Erkek Bakış Açılarının Çatışması: Strateji vs. Empati
Bir yanda, erkeklerin daha stratejik ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyebileceği, diğer yanda ise kadınların empatik ve insan odaklı yaklaşımlarının baskın olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Burada, TMK 168 gibi düzenlemelerin etkisi oldukça belirleyici. Erkekler, bir malın ekonomik değerini esas alarak, eşit paylaşımda bulunma eğilimindeyken, kadınlar daha çok ilişkilerin, evliliğin ve çocukların etkilerini göz önünde bulunduruyor. Bu bakış açıları arasında bir çatışma doğuyor. Toplum, erkek ve kadın bakış açılarını dengeleyebilmekte başarısız olduğu sürece, TMK 168 gibi yasalar, var olan eşitsizliği derinleştiriyor.
Kadınlar açısından, boşanma sonrası alacakları pay, sadece bir mal paylaşımı meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir hakkaniyet meselesidir. Fakat bu hak, çoğu zaman göz ardı edilmekte ve bir “ekonomik bağımsızlık” meselesine dönüşmektedir. Burada, yasanın amacının, kadınları toplumsal olarak daha güçlü kılmak değil, yalnızca evlilik sonrası ekonomik dengeyi sağlamak olduğu söylenebilir. Oysa toplumun gerçek ihtiyaçları göz önüne alındığında, kadının ev içindeki rolü de tanınmalı ve bu da yasalarla güvence altına alınmalıdır.
Sizce Bu Yasa Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğini Pekiştiriyor mu?
Bu yazıyı yazarken, TMK 168’in sağladığı “eşitlik” kavramının, gerçekte ne kadar adaletsiz olduğunu vurgulamak istiyorum. Evlilikte kadın ve erkeğin birbirine katkıları ne kadar farklıysa, bu farkları göz ardı eden bir yasa, toplumsal eşitsizlikleri artırmakta sadece yardımcı olabilir.
Forumda tartışmaya açmak istediğim sorular şunlar:
1. TMK 168, eşitlik yerine adalet sağlamada gerçekten başarısız mı?
2. Kadının ev içindeki katkıları ekonomik olarak nasıl değerlendirilebilir?
3. Bu yasa, boşanma sonrası kadınları ekonomik olarak daha da zayıflatıyor olabilir mi?
Bunu hep birlikte tartışalım, sizce TMK 168 gerçekten eşitliği mi sağlıyor, yoksa toplumsal eşitsizlikleri pekiştiriyor mu?